Gel Gör Ki - efkarisamimi.net

 
  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Hasan Denis Kalkandan "Uzun Bir Yol Yorgunu"



     "Uzun Bir Yol Yorgunu",
      Roman, Yaz Yayıncılık
      Yazan: Hasan Denis Kalkan

     Hasan Denis Kalkan'ın romanı, okuyucuyu kahramanı Abidin'le uzun, maceralı bir yolculuğa çıkarıyor. Malatya'nın bir köyünde çocukluğumuzu ve delikanlılığımızı geçirdikten sonra, şehre iniyoruz. Öğretmen Okulu'nu bitirip, genç bir öğretmen, sonra milli eğitim müfettişi olarak Anadolu'nun çeşitli köylerini dolaşıyor, Batı'da Doğu'da memleketimizin tabiatını ve insanını tanıyor, sonra Ankara'da üniversitede okurken 68 hareketine tanık oluyoruz. 70'lerin baskıcı siyasi ortamında, öğretmen enstitüsünde müdürken Türkiye'yi terketmek zorunda kalarak, Almanya'ya ve Avrupa'ya gidiyor ve bir rehber olarak kah Hindistan'da kah İngiltere'de ya da Tayland'da dünyayı geziyoruz. Gezerken Abidin'in gözünden dünyanın iyi ya da ( daha çok ) kötü değişimini gözlemliyor, bu değişimin modern bir aydının -Abidin'in- ruhunda ve vicdanında yarattığı sıkıntılara ortak oluyoruz. 

    "Uzun Bir Yol Yorgunu" kurmaca bir biyografi.Çok-çağrışımlı, çok-katmanlı iddiasında bulunan, ancak olamayan karmaşık kurgulu postmodern metinlerden değil, dolayısıyla akıyor,kolay okunuyor, keyif veriyor. Tüm klasik metinler gibi gerçekçi anlatım, okuyucunun hayal dünyasının sınırlarını zorlamasına yardımcı oluyor.Tüm bu klasik anlatımdan ayrılan bölümler ise Abidin'in yolculuğunun önemli kavşaklarında "içine" attığı bakışları, uzun soluklu vicdani muhasebeleri ve son bölümde Araf'a bir Perseus gibi yaptığı yolculuk.


    Kitabı gerek anlatım biçimi gerekse tematik olarak iki bölüme, ikinci bölümü ise bir çok alt bölüme ayırabiliriz: 1.) Kahramanın çocukluğunun ve delikanlılğının geçtiği 1940 sonları ve 1950 başlarından, ailecek Malatya'ya taşındıkları 1960'lı yıllar 2.) Malatya'da öğretmen okulunda yatılı öğrencilik yıllarından Avusturya Alp'lerindeki yazarlık hayatına kadar.
 
    Sözlerimizin hemen başında birinci bölümün edebi lezzetinin ikinci bölüme göre daha kıvamında olduğunu söyleyebiliriz. Yukarı Fırat havzasında, Toros'ların başladığı yerde bir köy ve onun henüz doğa saatini kaybetmemiş insanları. Derken köye traktörün-Batı'nın, teknolojinin, kapitalizmin- gelmesiyle, köyde her şeyin, aşk ilişkileri de dahil tüm sınıfsal yapının değişmesi ve bunun sonucunda Abidin'in ailesinin yaşanan bir skandal neticesi köyü terkedip, Malatya'ya şehre yerleşmeleri. Köylülükten-"efendilikten"- ücretli köleliğe, maaşlı öğretmenliğe evrilen sınıfsal değişim süreci. Doğrusu Türkiye'nin çağdaşlaşma, Batılılaşma da denen 3. Selim, 2. Mahmut'tan beri yaşadığı şehirleşme- burjuvalaşma- aslında proleterleşme sürecine tutulmuş samimi bir ayna. Üstelik bir ergenin ilk cinsel tecrübelerini yaşadığı bir sırada gerçekleşen mekansal-köyden kente- ve zamansal-tarımdan modern şehirli hizmet sektörüne- bu değişim, kahramanımızın tüm hayatını etkileyecek, kırılgan ruhunda derin yaralar açacaktır. Babasının Malatya'da açtığı lokantanın rakipleri tarafından "alevinin yemeği yenmez" dedikodusuyla müşterisiz bırakılması ve iflas etmeleri, Abidin'in bunu safça kapitalizmin olgusal bir gerçekliği değil de, bir kimlik sorunu olarak yorumlaması. Ulaşılamaz ulaşabilirlikler, doyuruldukça uyarılan doyumsuzluklar olarak tezahür eden şehir kültürünün, kahramanımızı doğduğu, büyüdüğü topraklardan edip, dünyanın dört bir tarafına savurması.
Yaptığı evlilikler, yaşadığı aşklar, edindiği meslekler Abidin'e hiç bir zaman çocukluğunun büyülü dünyasının tatminini yaşatmayacaktır.


  Kitabın bize göre ikinci bölümü de Abidin'in günümüze kadar yaşadığı bu savruluşların anlatıldığı süreçtir. Öğretmen olduktan sonra yaptığı ilk evlilik ve genç bir öğretmen olarak Anadolu'nun Doğu'sunda Batı'sında yaptığı görevler. Geleneği olan bir devletin sağladığı bir öz güven ve görev bilinci ve kibirli, simetrik bir dürüstlük, bu dürüstlüğün tekrar o devletin temsilcileri tarafından hayal kırıklığına uğratılması. İç Ege'nin bir köyünde tanıştığı ona hayatı boyunca pusula görevi görecek, aydın Osman Hoca. Ülker, gerçek aşkı, ve onun trajik hatta arabesk yitişi...1970'lerin tehlikeli olduğu kadar maceralı siyasi süreci ve 1980 sonrası okumuşların artık orta sınıf burjuva olduklarına karar vermeleri, 1990'lar kapitalizmin yeni tür bir faşizme evrilmesi. Abidin'in giderek artan karamsarlığı, vicdan muhasebeleri, Avrupalı aşkları, evlilikleri...

  Velhasıl , yazarın ilk romanı "Uzun Bir Yol Yorgunu"  anlatım olarak, kimi zaman özellikle cinsel tasvirlerde ve psikolojik çözümlemelerde tekrarlara düşmesine, ikinci bölüm olarak tanımladığımız şehir kültürü içerisinde geçen süreçte kimi karakterlerin- misal Sandra'nın, Helga'nın- bizce yeterince tahlil edilmemesinden doğan klişeliğine, ve finalinin böyle cüsseli- 700+sayfa-bir esere göre zayıf, karamsar demek istemiyorum, kalmasına rağmen, içerik olarak zengin, okuyucuyu her sayfasında içine çeken ve sürükleyen bir yapıya sahip.

   Hasan Denis Kalkan'ı kutluyoruz.
Son Güncelleme ( Çarşamba, 03 Şubat 2010 11:08 )  

Ulti Clocks content