Gel Gör Ki - efkarisamimi.net

 
  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Burjuva bir sınıf mıdır?


   Siyasi alanda bazı netliklerin kaçınılmaz göründüğü vakitleri idrak ediyoruz. Hitap şeklimizin   tanımlanması ertelenemez bir aciliyet gibi duruyor. Daha önce seve seve kullandığımız "Efendiler!", nidası 2010 Türkiye'sinde, ne yazık ki, kullanılamıyor. Türkiye, sokulduğu şehirleşme, kapalılaşma, burjuvalaşma sürecinden bu kez efendileri vasıtasıyla kurtulma şansını yitirmiş gibi görünüyor. Hazindir ki, Atatürk'ün en gür nidası olan "Efendiler" yok olmuşlar. Tekel direnişi umutlandırmış olsa da, 1 Mayıs kutlamaları, göçük ve tersane kazalarındaki işçinin yorgun sesi ve çiftçinin ataleti, yürütülen şehirleşme, burjuvalaşma programının başarıya ulaştığının kanıtları. Dolayısyla, efendiyi bulamadığımızdan yani bir hitap şekline ihtiyacımız ortada...

  Çalışmayı doğal bir eylem gibi algılarsak, sanki sömürü süreci başladığında sömüren sınıfın zor'la, iknayla, büyüyle bu sürece emredici olarak dahil olduğunu düşünürüz. Avlanan insanlar tarihin bir döneminde zaten avlanırken-çalışırken bir yöneticiyi, misal daha iyi avlanmak için bir şefi, otoriteyi avlanma sürecine dahil ederler ya da buna zorlanırlar. Avlanmak, çalışmak organize edilir. Avlananlardan başka , ikinci bir tür insan peydah olur, hatta bu yönetici belli bir aşamadan sonra, yönetim görevlerini başka bir avlanana devrederken, üçüncü bir tür insan türü, grubu ya da sınıfı yaratabilir.

  Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde Çatalhöyük neolitik yerleşmesinden bir çok duvar resmi, av sahneleri sergilenir. Bunlardan birinde ortada kocaman çizilmiş boğayı, av hayvanını görürken, avlananların iki gruba ayrıldığını, birinin siyah, diğerinin kırmızı renkte resmedildiğini görürüz. Resimden bu iki grubun av sırasındaki işlevleri yorumsuz olarak ortaya çıkmaz- belki bir grup hayvanı sürüyor, diğeri yorulan avı öldürüyor, ya da rekabet eden, ettirilen iki grup boğayı devirmeye çalışıyor...? Bunların dışında bu av sahnesi resmedildiğine göre bir üçüncü grup insanın da varlığını varsayabiliriz: ressamlar. Resimden çıkardığımız avlanmanın karmaşık bir yiyecek üretim süreci, organize bir eylem olduğu ve yüksek bir "medeniyet" seviyesine delalet ettiğidir. İmdi, bu avlanma eylemini, yalnızca basit bir avlanma-çalışma olarak niteleyebilir miyiz, Marx'ın işaret ettiği, "çalışmanın  doğal zorlamanın sonucu insan eylemi" yargısına varabilir miyiz? Çalışmayı çalıştırılma olmadan düşünebilir miyiz? 

  Çalıştıranı olmayan çalışan Türk devriminin ilk onyıllarına ait bir kavramdı, efendiydi, sınıfsız bir toplumun ferdiydi. Günümüze kadar tutunmayı hem pratikte hem de teoride başarmıştı. Oysa artık o efendinin mevcudiyetinin maddi koşulları kalmamış, sermaye-emek çelişkisi tartışmasız biçimde ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki, gerek egemenlerin dilinde, gerekse çalıştırılanların teorik eylemlerinde çalışan yani aslında çalıştırılan eski usulde efendi olarak yorumlanmakta, şehirli-burjuva denen ne olduğu belirsiz bir grupla eşleştirilmektedir. Burjuvanın ne olduğu belirsizdir, burjuvanın ne olması gerektiği ise sermaye-çalıştıranlar tarafından bellidir. Çalışanı
burjuva yapmak avlananları kırmızı ya da siyah diye iki gruba ayırıp, bir de "avı" resmettirmeye benzer. 2010 yazının Türkiye'sinde siyah, kırmızı diye ayrılanlar, çalışmanın bir zorlama olduğunu unutanlardır. Ressamlar da çalışmayı doğal bir süreç gibi göstermeye çalışan sahte bir gökkuşağıdır....devam edecek
Son Güncelleme ( Cumartesi, 31 Temmuz 2010 12:07 )  

Ulti Clocks content