İstanbul
Ferula communis(umbelliferae),asa otu (silifke),çakşırotu,şeytanteresi,giant fennel,gemeines Steckenkraut,gemeines Rutenkraut,Riesenfenchel,Narthexbaum.
İstanbul’da Yedikule ve Rumelihisarı Aşiyan’da Nisan Mayıs aylarında sarı çiçekleriyle görebileceğimiz asa otu 1 ila 3 metre boy yapar,gövdesinin çapı 10 santimetreye ulaşabileceğinden küçük bir ağaç görünümünü alabilir.Gövdesinin alt tarafında toprağın üstünde bulunan ipliksi anasona,rezeneye benzeyen yaprakları kereviz kokuludur.Çiçekleri top top sarı renktedir,meyvesi basık yumurta şeklinde fasulye büyüklüğündedir.Yazın kuruyan gövdesi açık sarı bir renk alarak odunlaşır.Çokyıllıktır ve uygun şartlarda rahat bir vejetatif yayılma gösterir.

Yunanlılar ferulanın olduğu yerlerde insanın da kültürün de varolduğunu söylerler,bitkiyi narteks ağacı diye adlandırırlar,öyle ki arkeologlara kazılarını bu bitkinin yayıldığı alanlarda yapmalarını önerirler,çünkü eskiden insanlar onsuz yaşayamayacakları ateşi narteksle sönmeden korurlarmış.Antik şehirlerde ateşin sembolik olarak, belki pratikte de, sönmemesi ni gözeten dini görevliler varmış,ateşin sürekli yandığı yer kutsal kabul edilirmiş,hatta sonraları bu mekanlarda mimari bir örgütlenmeye gidilmiş,tapınaklar inşaa edilmiş ve ateşi ve bununla birlikte şehrin, devletin bir çok kutsal emanetini gözeten koruyan bir rahip sınıfı ortaya çıkmış.
İnsanlara tarımı,marangozluğu öğreten titan Prometheus son bir kıyak olarak ateşi düşünmekteymiş i,Zeus artık buna da müsaade edemiyeceğini söyleyip,insan dostu titanı Kafkasya dağlarında bir kayaya zincirleyip her yenildiğinde yeniden büyüyen karaciğerini bir kartala sonsuz bir ziyafet olarak sunmuş.Karşılığı böyle zalim bir işkence olan ateş hırsızlığı da tanrıların dağı Olympos ‘ta ferula yardımıyla gerçekleşmiş.Kuruyan gövdesi sert ağaçsı bir kabukla kaplanan bitkinin içi kuru, yumuşak ve yer yer hava kabarcıklarıyla dolu süngerimsidir.Ateş alması kolay,sönmesi zordur.Sert,sıkı dokulu, dış kabuk süngerimsi gevşek dokulu için için yanan,ancak asla alevlenmeyen koru dış etkilerden,rüzgardan yağmurdan korur.Ferula gövdesini bir kere ateşlediniz mi uzun süre
belki farkında bile olmadan ateşi koruyabilirsiniz,saatler sonra elinizde tuttuğunuz sopanın bir cunu kuvvetlice üflemeniz yeterli olacaktır.Denenmiştir. Olympos’tan tanrılardan ateşi çalan Prometheus insanlara onu ferula gövdesi içinde bir meşale gibi sunmuş.İnsanlar artık sürdürülebilir
bir ateşe sahipmiş.Yakın zamanlara dek özellikle gemiciler ferulayı teknelerinde fırtınalı havalarda bir işaret ışığı olarak kullanmışlar,çakmak taşları ile tutuşturup pipolarını sigaralarını yakmışlar.
Ferula’nın gövdesi,kütüğü hafif ama sağlamdır,kuruduğunda dibinden kesip üstteki çiçeklerini emizlerseniz 1 1,5 metre boyunda düzgünce bir sopa elde edersiniz.Eskiden genelikle içtikleri araptan sarhoş gezen Dionysos rahipleri bu sopanın ucuna bir çam kozalağı monte ederek bir nevi baston yaparlarmış ki,sarhoş insanlara da kimseye zarar vermemeleri için Thyrsos denilen bu asayı aşımaları söylenirmiş.Bununla birinin kafasına vurduğunuzda kan akıtmazsınız. Denenmiştir.
Dış kabuğu ve tohumları şarapla karıştırılıp ilaç olarak da kullanılmıştır.
Silindirik biçimde kesilen gövde ilaç kutusu olarak da kulanılmıştır. Büyük İskender’in Dara’dan ganimet böyle bir kutusu olduğu söylenir.


